EN/TR

Okul öncesi eğitime “Neşeli Fikirler”

Her ikisi de Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Lisans Programı mezunu olan Senem Han Uysal ve Canan Gürşen Tayanç'ın 2015 yılında kurdukları Neşeli Fikirler, okul öncesi eğitim alanında çalışan tüm kurumlara okul kurulumu, müfredat, mesleki yeterlilik ve pedagojik danışmanlık gibi alanlarda destek sunuyor. Neşeli Fikirler'i, kurucları Senem Han Uysal ve Canan Gürşen Tayanç ile konuştuk.

Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz? Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Senem Han Uysal: 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden lisans derecemi tamamladım. Yine Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Yetişkin Eğitimi Bölümünde de yüksek lisansımı tamamlamak üzereyim. Uzun yıllar özel okullarda okul öncesi öğretmenliği, yaratıcı drama liderliği, İngilizce öğretmenliği, zümre başkanlığı gibi görevler üstlendim. IB/PYP, GEMS, Highscope, Orff Schulwerk Yaklaşımı gibi pek çok farklı alanda uluslararası atölye çalışmaları ve eğitimlere katıldım. 2015 yılında da ortağımla birlikte Neşeli Fikirleri kurdum. 

Canan Gürşen Tayanç: Çocukluğumdan beri çocuklarla olmayı, onlarla vakit geçirmeyi seven biriyim. Lise yıllarında erken çocukluk yıllarının önemini kavramaya ve araştırmaya başladım. Böylece ilk tercihim olan Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden 2003 yılında ilk mezunlarından biri olarak mesleğe adım attım. Öğrenmenin hayat boyu devam ettiği inancıyla, 10 yıl kadar alanda çalıştıktan sonra eğitimime devam ettim. 2014 yılında da Avusturalya Monash Üniversitesi Üstün Yeteneklilerin Eğitimi programını tamamlayarak yüksek lisans derecemi tamamladım. Çeşitli ulusal ve uluslararası müfredatları kullanan kurumlarda öğretmenlik ve liderlik yaptım. Halen Neşeli Fikirler ile birlikte mezun olduğum bölümde yarı zamanlı ders vermeye devam ediyorum.

Boğaziçi'ndeki okul hayatınızdan neler hatırlıyorsunuz? Öğrencilik yıllarınız nasıl geçmişti?

Senem Uysal:
Tabii ki ilk aklıma gelen öğrenci kulüpleri... Tiyatro ve kadın araştırmaları kulübünde aktif olarak yer almıştım. Kulüp çalışmalarında bende en çok iz bırakan şey takım çalışması ve entelektüel birikimime yaptığı katkıdır. Tabii ki oyunculuk yapmamın ileriki yıllarda öğretmenliğime de çok faydası oldu. Bir de gerçekten çok değerli bölüm hocalarım vardı. Hepsi alanında çok deneyimli, okul öncesi eğitime yön vermiş insanlar. Onlardan çok şey öğrendim ve bana eğitim alanında inanılmaz bir vizyon kazandırdılar.

Canan Gürşen Tayanç: Köklü bir kurumda yeni kurulan bir bölümün ilk öğrencileri olmak harika bir deneyimdi. Bizim alanımızın kıymetli akademisyenleri Sevda Bekman, Gülçin Alpöge ve Bruce Johnson gibi hocalarla tüm süreçte birlikte çalışabildiğim için kendimi hep çok şanslı hissetmişimdir. Okulumuzun demokratik ve çok sesli yapısının da kişisel gelişimime katkısı büyüktür.

Neşeli Fikirler'in nasıl ortaya çıktığını, neyi amaçladığınızı anlatabilir misiniz? Projenizi ortaya koyarken motivasyon kaynağınız neydi?

Senem Uysal: Biz ülkemizdeki çocukların kaliteli bir eğitimi hak ettiğini düşünüyoruz. Çıkış noktamız da buydu aslında. Ülkemizde okul öncesi eğitim, bunca yatırıma rağmen dünya standartlarının çok altında. Kurumlarla birlikte çalışarak eğitim kalitelerini yükseltiyoruz.

Öğretmen yaklaşımının da eğitimdeki en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyorum. Biz de uzun süre öğretmenlik yaptığımız için öğretmenlerin bir günü nasıl geçer, ihtiyaçları nelerdir, ne konuda zorlanırlar gibi konularda çok tecrübemiz var. Bu nedenle çıkış noktamız daha çok öğretmene ulaşmak, doğru öğretmen yaklaşımı oluşturmak konusundaki tecrübelerimizi onlarla paylaşmaktı. Bu sayede daha fazla çocuğun hayatını pozitif yönde etkileyebilecek olmak beni çok heyecanlandırıyor.

Canan Tayanç: Bir bireyin anne karnında başlayan gelişimi erken çocukluk döneminde hızlı ve etkili biçimde devam eder. Bu nedenle bir çocuğun ortamı ve bu yıllarda yaşanmış deneyimleri çocuğun sağlığı, gelişimi, öğrenmesi ve refahı üzerinde kalıcı bir etkiye sahiptir. Kaliteli eğitimle geçirilen bu dönem, bireyin potansiyelini en üst düzeye çıkarabilir. Biz de bu bulgulardan yola çıkarak erken çocukluk alanında faaliyet gösteren kurumlara fiziksel ortam kurulumu, müfredat ve mesleki gelişim yönetimi alanlarında niteliklerini yükseltme çalışmaları yürütüyoruz.

"Neşeli Fikirler" projenizin erken çocukluk dönemi çalışan tüm kurumlara 'güçlü ve sürdürülebilir bir sistem' sunduğunu söylüyorsunuz. Bu tam olarak ne anlama geliyor? Sisteminizin bu anlamda nasıl bir işleyişi var?

Senem Uysal: Bir anaokulu açmak istediğinizi hayal edin. Genellikle insanlar okulu açarken mobilyalar ve fiziksel ortama odaklanıyor. Ama okulu hayata geçirdiklerinde hesap etmedikleri birçok şeyle karşılaşıyorlar. Bir okulun kaliteli bir eğitim verebilmesi için fiziksel ortamdan eğitim programına, öğretmen yaklaşımından veli iletişimine kadar tutarlı ve güçlü bir sistemi olması gerekir. Biz okul bahçesinin tasarımından oyuncak seçimine, eğitim programından öğretmen eğitimine, veli iletişiminden sosyal medya yönetimine kadar kurumlar için güçlü bir sistem tasarlıyor ve kurum sahiplerine "kafa rahatlığı" sağlıyoruz.

'Neşeli Müfredat' olarak isimlendirdiğiniz bir kavram var. Bu müfredatta 'çocuğun merkeze koyulduğunu' söylüyorsunuz ve 'erken yaştan itibaren öğrenmeyi neşeli hale getirmenin' önemini vurguluyorsunuz. Müfredat bu açıdan nasıl bir içeriğe sahip? Çocuğun merkeze koyulması ve öğrenmenin neşeli hale getirilmesi dendiğinde kurumlar ve veliler ne beklemeli veya anlamalı?

Canan Tayanç:
Erken yaştaki çocuklar, bilgiyi kendi kendilerine yapılandırır ve oluştururlar. Tüm yaşantıları ve deneyimleri oyun üzerine kurulur. Bir erken çocukluk müfredatının en önemli özelliği çocuğu bir bütün olarak ele alması olmalıdır. Ayrıca çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarına doğru ve sağlıklı karşılık vermesi gereklidir. Çocukların gerçek yaşam becerileri kazandıran, keyifli deneyimlere katıldıklarında sağlıklı geliştiklerini benimsiyoruz. Bu nedenle müfredatta beceri, tutum ve değerlere dengeli bir şekilde yer vermeyi hedefledik.

Müfredatımızın temelinde aktif öğrenme felsefesi, yani çocuğa çeşitli öğrenme fırsatları sunan bir ortamın fiziksel ve insan kaynağı anlamında sağlanması yer alıyor. Öğrenmenin gerçekleşmesi için, doğru öğretmen yaklaşımıyla desteklenen ve çocukların mutlu hissettikleri bir sürece ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Bizim için bir öğrenme deneyiminin sonunda nasıl bir ürün çıktığı önemli değil. Önemli olan çocuğun o ürünü ortaya çıkarana kadar hem keyifli, aynı zamanda geliştirici bir süreçten geçmesi.

Uluslararası müfredatları incelediğinizde pek çok örnek bulunmasına rağmen Türkiye'de bu yönde yapılan çalışmalar henüz yeterli değil. Neşeli Müfredat'ın diğerlerinden farkı Türkiye'de oluşturulmuş, bilimsel temellere dayanan, tamamen bizim çocuklarımızın sosyo-kültürel özellikleri göz önünde bulundurularak detaylandırılmış olması. Aynı zamanda Milli Eğitim Sistemi'nin önerdiği okul öncesi eğitim müfredatı ile uyumlu olması da kurumların işini kolaylaştırıyor.

Tüm bu bileşenler bir araya geldiğinde okul topluluğunun tüm paydaşlarının 'veli-öğretmen-çocuk-idareci' mutlu deneyimlere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Tanıtımlarınızı incelediğimizde yaratıcı öğrenme esaslarına dayanan ve ortak bir eğitim dili oluşturmayı amaçlayan bir perspektif sunduğunuzu görüyoruz. Neşeli Fikirler'in bu noktada yaratıcılığı ve ortak eğitim dilini kavrayışı nasıl?

Canan Tayanç: Çocukların hayat başarıları için gereken temel becerileri düşündüğümüzde aklımıza, okuma, yazma, matematik, fen vb. konular gelir. Birçok ebeveyn, yaratıcılığın içten gelen vebazı kişilere özgü bir yetkinlik olduğuna inanır. Aslında durum böyle değildir; yaratıcılığın sanatsal ya da müzikal yeteneklerle ilgisi yoktur. Yaratıcılık düşünmek ve ifade etmek için bir yoldur. Bizi yaratıcı ve yaratıcı olmaya teşvik eden yeni şeyleri keşfetmek ve icat etmekle ilgilidir. İçinde bulunduğumuz dünya hızla değişiyor ve gelişiyor. Bu nedenle çağın ihtiyaçlarına uyum sağlayan bireyler yetiştirmek istiyorsak, yaratıcılık ve çok yönlülüğe odaklanmak olmazsa olmazımız haline geliyor.

Ortak bir eğitim dili oluşturmak ise erken çocuklukta nitelikli bir eğitimin temel taşlarından biri. Şöyle ki; muhteşem bir fiziksel ortam kurup, en iyi kaynaklara ulaşabilirsiniz. Kurduğunuz bu ortamda ortak bir eğitim dili oluşturmadığınızda kaliteyi sürdürmeniz insanların bireysel tutum ve davranışlarına bağlı hale gelir. Halbuki kurduğunuz bu ortamda eğitim yaklaşımınızı ve dilinizi ortaklaştırmayı başardığınızda fark yaratabilirsiniz.

Biz çocukların erken çocuklukta kaliteli bir eğitime sahip olmaları için bir kurumu oluşturan tüm bileşenlerde çocukların gelişimsel ihtiyaçlarına uygun, sağlıklı ve çağın gereksinimlerini karşılayan uygulamaların yapılmasını merkeze alıyoruz.

Okul öncesi eğitimde uluslararası standartların gözettiğinizi belirtiyorsunuz. Peki uluslararası standartları hesaba kattığımızda Türkiye'yi okul öncesi eğitimde nasıl konumlandırabiliriz?

Senem Uysal: Okul öncesi eğitimde ülke olarak kat etmemiz gereken çok yol olduğunu düşünüyorum. Bu alanda yapılmış birçok bilimsel çalışma, çocukların gelişimini doğru şekilde destekleyecek pek çok yaklaşım olmasına rağmen maalesef uygulamalara baktığınızda resim çok iç açıcı değil. Okulların internet sitelerini incelediğinizde eğitim felsefelerine katılmamanız mümkün değil. Ama uygulamalarına baktığınızda söyledikleri ile yaptıkları arasında uçurum var. Bizim misyonumuz kurumlarda eğitimin kalitesini arttırarak, söylemleri ile uygulamalarının paralel olmasını sağlamak.

Söyleşi ve fotoğraflar: Sinan Cem Deveci